top of page

MİLGEM SENFONİSİ - (I. BÖLÜM)*

Güncelleme tarihi: 10 Eyl 2023

MİLGEM SENFONİSİ

(IV BÖLÜM)


Prof. Dr. Nurhan Kâhyaoğlu

@nkconsultum



Giriş…

Bir kaosun habercisi gibi duyulan sesler, giderek güçlenerek “kreşendo-crescendo” (seslerin gittikçe güçlenmesi)” ile ana temaya ulaşır



Yeni Zelanda doğumlu yazar Sarah Quigley’in Kırmızı Kedi yayını olan “Orkestra Şefi-Leningrad Senfonisi” isimli romanını okurken romanı her elime aldığımda MİLGEM Projesi’nin tadını alıyordum. Burada romanının konusundan söz etmeyeceğim ama okunmasını tavsiye ederim. Peki, neden her seferinde MİLGEM’i hatırlıyorum? Çünkü MİLGEM Projesi; Beethoven’in 9’uncu Senfonisi, Şostokoviç’in Leningrad Senfonisi gibidir. Çünkü bir koral senfoni kadar zor, Mahler senfonileri kadar kapsamlı, Leningrad Senfonisi gibi yurt savunması içindir MİLGEM. Müzisyen olmasam da biliyorum ki, bir senfoniyi bestelemek; partisyonlarını, enstrümantasyonlarını ayrı ayrı hazırlamak, sonra bu partileri birleştirerek orkestrasyonunu gerçekleştirmek çok ama çok zor ve özel bir iştir. Bir senfonik eseri özgün temposunda çalabilecek bir orkestra oluşturmak, icra edileceği uygun bir yer belirlemek, eserin sorunsuz ve beklenildiği gibi icrası için olmazsa olmazlardır. Hele bir de korolu-choral bir senfoni ise eser, koroyu oluşturmak için de benzer çabalar gerekir. Eser bestelenmiş, tüm partisyonları ile birlikte orkestrasyonu tamamlanmış olsa bile en önemli konu, eserin kimin tarafından, hangi orkestra şefinin yöneteceğidir. İşin püf noktası da buradadır. Eseri icra ettirecek orkestra şefinin başarısı; koro şefiyle tam uyumuna, eseri seslendiren enstrüman grupları ile koro elemanlarının doğru ve şefle uyumlu icralarına bağlıdır. Aksi takdirde sonuç hüsran olur; cacophonie.


Evet... Bir senfoniye benzettiğim MİLGEM Projesini; projede tanık olduklarımı, projenin nasıl gerçekleştirildiğini, bir senfoni gibi dört bölümden oluşan bu yazı dizisi ile sizlere aktarmaya çalışacağım. Bölümleri bir senfoni dinleyerek okursanız ne güzel olur. Ben bu yazı dizisini Beethoven’in 9. Koral Senfonisini dinleyerek kaleme aldım. Siz hangisini seviyorsanız onu dinleyerek okuyabilirsiniz. İyi okumalar ve dinlemeler…


MİLGEM SENFONİSİ

I. BÖLÜM


Vira Demir!..


Prof. Dr. Nurhan Kâhyaoğlu

@nkconsultum


“Allegro ma non troppo, un poco maestoso”

“Canlı, hızlı ama çok hızlı değil”

Huzurlu ve neşeli tınılarıyla yan temalar, adeta ana temadaki karamsarlığı aydınlatır. Sis perdesi gitgide kaybolur, başarma isteğinin güçlü tepkisi öne çıkar



Dış pazarlardan temin edilen savaş gemileri ile deniz filosu oluşturulmamalıdır. Donanma, sadece kıyı şeridini korumak için değil, daha da önemlisi deniz ticaret yollarını güvence altına almak için bir güçtür. Anadolu'da yaşadığımız sürece bu konudaki ihtiyacımız daha da büyük. Öncelikle, temel birkaç deniz vasıtası satın alarak başlamalı ve denizcilik endüstrimizi ve ticaretimizi geliştirmeliyiz. Bundan sonra, ulusal sanayiden fışkıracak bir Donanma kurmak daha kolay olacak...

M. K. Atatürk

Hamidiye 1924



TCG Burgazada (F513) Korvetinin donatımının ve liman testlerinin tamamlanarak seyir testlerine başladığını medyadan duyduğumda ilk söylediğim şey “Gerçek tarih yazılmaya devam ediliyor” oldu. MİLGEM projesinin ilk gemisi olan TCG Heybeliada’nın (F111) da ilk seyir tecrübesine çıktığı 2 Kasım 2010 gününden önceki gece hiç uyumamıştım.

TCG Heybeliada İlk Seyir Öncesi-geminin kıçüstünde personele hitap ederken 2 Kasım 2010

İstanbul Tersanesi Komutanı olarak tüm dizayn, entegrasyon ve performans sorumluluğunun üzerimizde olduğunun bilinciyle ama bir o kadar da öz güvenle çıktığımız TCG Heybeliada’nın ilk resmi deniz tecrübe seyrinde yaşadığımız olağanüstü heyecan, sevinç ve mutluluk aklıma geldi.

O gün de, Deniz Kuvvetleri olması gerekeni yapmaya, üzerine düşeni gerçekleştirmeye devam ediyordu; kocaman bir aferini hak etmişlerdi, BRAVO ZULU. Şunu da vurgulamam gerekir; bu gemi de öncekiler gibi başta Tersane Komutanı olmak üzere -çünkü tüm sorumluluk onun üzerindedir; her şey iyi gittiğinde başarıyı kendine mal eden o kadar çok kişi çıkar ki kimse onun isminden bahsetmez; tersane komutanına, sorumluluğunda elde edilen başarının hazzı yeter de artar; takdir edilip edilmemek umurunda bile olmaz ama en ufak bir sorunda direk hesap verecek en üst sorumlu kişi de odur- sivil-asker İstanbul Tersanesi Komutanlığı (İTK) personelinin ve projeye etkin bir şekilde katkı sağlayan yerli özel sektör dizayn/mühendislik ve üretim firmalarının özverili çalışmalarıyla, planlandığı zamandan daha önce tamamlanmış ve yanılmıyorsam gemi seyir tecrübeleri planlı tarihten bir ay önce başlamıştı. Gemi inşa süreci bazı zorlu şartlara ve olumsuzluklara rağmen özverili çalışma sonucu bırakın gecikmeyi, planın önünde yürütülmüştür. Bu durumdan ne kadar övünülse azdır. Laf yok emek var, bilgiye dayalı özgüven var, çıkarsız özveri var; en önemlisi arkasında en az 80 yıllık deneyime dayanan %100 yerli yani Türk milletine ait dizayn ve mühendislik var, parlatılmamış ama pırıl-pırıl kahramanlar...


Amaca ulaşmak için tutulan yollar ve uygulanan yöntemler: Temel hedef yüksek yerlilik oranına ulaşmak; Üç aşamalı strateji


Birinci aşama

15. Deniz Kuvvetleri Komutanı (Dz. K. K.) Emekli Oramiral Vural Bayazıt’ın, 1993 yılında, “biz artık kendi gemimizi, milli gemimizi (MİLGEM) yapmamız lazım” yaklaşımıyla ilk tohumu atılan MİLGEM Projesi aslında ardışık dört aşamada gerçekleşmiştir. İlk adım 1994 yılında; dönemin Dz. K. K. Ora. Vural Bayazıt tarafından Başbakanlığa yazılan ve dışarıdan alınan fırkateyn, denizaltı veya hücumbot gemilerinin yüksek maliyetli olmasının nedenlerinin anlattığı bir mektupla başlar. Mektup, maliyetleri indirmenin çözüm yollarını da içermektedir. Vural Bayazıt, askeri gemi inşaatlarında milli katkı payının artırılması için öncelikle Başbakan, Savunma Sanayi Müsteşarı, Savunma Bakanı ve ilgili bakanlar ile Sanayi ve Dış Ticaret Müsteşarının da katılımıyla bir toplantı talep eder. Bu toplantı kabul edilir ve toplantı sonucunda Başbakanlık tarafından Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Başbakanlık Askeri Danışmanlığına yazılan bir yazıyla «Gemi İnşa Projelerinin Milli İmkanlarla Gerçekleştirilmesi» konusunda Dz. K.K.lığı’na bir direktif verilir. Bunun üzerine; 1995 yılında, Dz.K.K.lığı, Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı (MSB) ve Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SSM) -henüz Başkanlık olmamıştı- girişimleriyle "Görev İhtiyaç ve Teknik Tanımlama Dokümanları" hazırlanarak 1996 yılında onaylanır. 1997 yılında İlk Konsept dizayn çalışmaları Dz. K. K.lığı koordinesinde; Tuğamiral Metin Poyrazlar liderliğinde Taşkızak Tersanesi Komutanlığı (TTK) ve Gölcük Tersanesi Komutanlığı (GTK) personeli ile Prof. Dr. Yücel Odabaşı önderliğindeki İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) akademisyenlerinden oluşan ‘MİLGEM Proje Grubu (MPG)’ tarafından hazırlanmaya başlanmıştır. Benim de içinde bulunduğum MPG tarafından derhal Teknik Şartname çalışmalarına başlanılmış ve şartname Haziran 1999’da tamamlanmıştır. Bu çok detaylı Teknik Şartname çalışması sonraki şartname çalışmalarının temelini oluşturmuştur. Ancak, performans sorumluluğunu kimin üstleneceği konusundaki belirsizlik nedeniyle 1998 yılında SSM tarafından; gemilerin ‘Performans Sorumluluğunun’ bir ana yükleniciye verilmesine karar verilmesi üzerine diğer aşamaya geçilmiştir.

1999 yılında Hayal Edilen

İkinci aşama

SSM tarafından; gemilerin ‘Performans Sorumluluğunun’ bir ana yükleniciye verilmesine karar verilmesi üzerine, Şubat 2000 tarihinde alınan Savunma Sanayi İcra Komitesi-SSİK kararı gereğince:

8+4 opsiyon toplam 12 adet MİLGEM Projesi için ihale çalışmalarına başlanması; gemilerin yerli dizayn olacak şekilde yurt içi ve/veya dışı ana yüklenici (yerli bir firma ile konsorsiyum) sorumluluğunda ve bir yerli sivil/askeri tersanede, yerli savunma sanayine azami katkı sağlayacak şekilde inşa edilmesi şartlarıyla aynı yıl ihaleye çıkılmıştır.


Bu süreçte 12 adet yerli ve yerli-yabancı ortaklı konsorsiyum ihale (Teklife Çağrı Dosyası-TÇD) dosyasını satın almış ancak, sadece üç firma ihaleye cevap vermiş, fakat bu firmalarca sunulan modellerin tamamının, isterlere uygun olmaması ve tedarik maliyetlerinin yüksek olması nedenleriyle 2002 yılında ihale olumsuz sonuçlanmış ve iptal edilmiştir.


Üçüncü aşama

MİLGEM Projesi Özel/Sivil SektöreTanıtım Toplantısı 10.6.2004

Mayıs 2004 yılında alınan yeni bir SSİK kararıyla yine 8 artı 4 opsiyon olmak üzere toplam 12 adet MİLGEM Projesi için; birinci geminin bütçesinin Savunma Sanayi Destekleme fonundan kullanılacak şekilde, performans ve teslimat takvimi sorumluluğu Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda olmak üzere prototip olarak İstanbul Tersanesi Komutanlığı tarafından diğer gemilerin aynı tersanede ve/veya yurtiçi özel/sivil tersanelerde inşa edilmesi kabul edilmiştir.

Projede rol almak isteyen sivil/özel sektör için çağrı ve tanıtım broşürü

Bu girişim, personeline inanan ve güvenen dönemin Dz. K. Komutanı Oramiral. Özden Örnek (20nci Dz. K. K.) önderliğinde gerçekleştirilmiştir. Bu girişimin detaylarını Özden Örnek'in MİLGEM’in ÖYKÜSÜ (Kırmızı Kedi yayınları) kitabında bulabilirsiniz. Her ne kadar benim ismim ve diğer önemli isimler örneğin; Teknik Başkanlar (E) Tuğamiral M. Ali Çınar, (E) Tuğamiral Tayfun Tansan ve (E) Tümamiral Sami Örgüç, açık olarak sadece kitabın önsözünde bulunsa da -diğer bölümlerde benden ‘dönemin tersane komutanı’ olarak bahsedilmiştir!- bu kitap MİLGEM ile ilgili olarak yazılmış en kapsamlı kitaptır.

MPO

Bu üçüncü aşamada; MİLGEM korvetinin dizaynını gerçekleştirmek üzere, 12 Mart 2004 tarihinde, İstanbul Tersanesi Komutanlığı bünyesinde başlangıçta tamamen Dz. K. K.lığı personelinden oluşan MİLGEM Proje Ofisi (MPO) kurulmuştur (Taşkızak Tersanesi Komutanlığı 1999 yılında Pendik Tersanesine taşınmış ve adı İstanbul Tersanesi Komutanlığı olmuştur). MPO'ne başlangıçta 19 personel ile

DPO

oluşturulmuş, aşama-aşama savaş gemisi dizaynı, entegrasyonu ve inşası için gerekli tüm alanlarda yeterli bilgiye sahip sivil-asker elli civarında mühendis, lojistik personel, teknik ressam, idari personel ve en önemlisi kullanıcı personelden oluşan (sonradan bu personel gemi personeli olarak atanmışlardır) bir yapıya dönüşmüştür. Milgem Proje Ofisi adı daha sonra -2010 yılında- Dizayn Proje Ofisi (DPO) olarak değiştirilmiştir.


Dördüncü Aşama

2004 yılında başlayan dizayn çalışmaları ile 2005 yılında ilk kaynağı yapılan ve MİLGEM ADA sınıfı korvetlerin yani MİLGEM Projesinin ilk gemisi olan TCG Heybeliada (F511) seyir tecrübelerinin başarıyla tamamlamasının ardından Deniz Kuvvetleri Günü olan 27 Eylül 2011 tarihinde hizmete girmiştir.

Heybeliada'nın Güneyine istinaden TCG Heybeliada'nın ilk seyri-Dz. Lisesi ve TCG Heybeliada
TCG Büyükada

İnşasına 27 Eylül 2008'de başlanan TCG Büyükada (F512) planlandığı tarihten en az iki ay önce tamamlanarak 27 Eylül 2013'te; üçüncü gemi TCG Burgazada (F513) ile TCG Kınalıada (F514) korvetleri de sırasıyla 4 Kasım 2018 ve 29 Eylül 2019 tarihlerinde törenlerle hizmete girmişlerdir. Tüm ADA Sınıfı MİLGEM’ler, dünyada eşi az görülen bir sürede tamamlanarak Teknik Şartnamede istenilen tüm performans değerlerini ve tüm isterleri tamı tamına karşılayacak şekilde, tüm performans kriterlerini sağlayarak filolarına teslim edilmişlerdir.

TCG Burgazada Denize İniş Töreni

Projesinin bu dört gemisinin hizmete girişi; tüm aşamalar dahil toplam 15 senede tamamlanmış ve gemiler başarıyla kullanıcılarına teslim edilmiştir. Bu büyük bir başarıdır, hatta bir rekordur -askeri gemi inşa eden gelişmiş ülkelerin savaş gemisi dizayn ve inşa süreçlerini açık literatürden inceleyerek sizler de bu tespiti yapabilirsiniz.

TCG Kınalıada Teslim Töreni





Kısaca; her şey en küçük ayrıntısına kadar düşünülmüş; gerek duyulan altyapı oluşturulmuş, gelişmiş teknolojiler kullanılarak, bilgiye dayalı özgüvenle %100 milli olan, özgün bir dizayn ve sistem entegrasyonu gerçekleştirilmiş, inşa ve üretimde % 65 yerlilik oranına ulaşılmıştır. Her adım, tam tasarlandığı gibi; temposunda, en önemlisi belirlenen bütçesi içinde kalınarak, bir koral senfoni gibi büyük bir coşku ve heyecanla inşa edilerek zamanında bitirilmiş; onu özlemle bekleyen bahriyelilere büyük bir gurur ve onurla teslim edilmiştir. Sonuç olarak; 1995 yılında Başbakanlık tarafından verilen Gemi İnşa Projelerinin Milli İmkanlarla Gerçekleştirilmesi direktifi, şapka çıkartılacak bir süre içinde, 15 yılda yerine getirilmiştir.

Artık MİLGEM bir marka olmuştur. MİLGEM bir fenomendir ve milli deniz savunma sanayisi bu proje ile demir almıştır; Vira Demir!.. Tempo artık bellidir ; Allegro ma non troppo, un poco maestoso-Canlı, hızlı ama çok hızlı değil...



Kaynaklar:

Afif Büyüktuğrul; Büyük Atamız ve Türk Denizciliği, ISBN:975-409-347-4

Özden Örnek; Milgem'in Öyküsü, ISBN: 978-605-9658-89-8

https://www.dzkk.tsk.tr/Anasayfa/GaleriDetay/



* Bu makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden kullanılamaz, yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi "https://www.nkconsultum.com" aktif bağlantı-link adresi verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.

392 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page